Ne Mutlu Türküm Diyene.

17/11/2006 - Ermeni Pkk İşbirliği

Ermeni terör örgütleri, dış dünyanın tepkileri üzerine 1980'li yıllarda taktik değiştirerek, PKK terör örgütü ile işbirliğine gitmişlerdir. 1984 yılında cereyan eden Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla PKK sahneye itilmiş ve Asala-Ermeni terörü geri plana çekilmiştir. Ermeniler ile PKK arasındaki bağlantıyı ortaya koyan bazı somut örnekler şunlardır:

Terör örgütü PKK, 21-28 Nisan 1980 tarihini "Kızıl Hafta" olarak ilan etmiş ve 24 Nisan tarihini sözde Ermenilerin katledilme günü olarak anarak ve toplantılar yapmaya başlamıştır.
8 Nisan 1980 tarihinde Lübnan'ın Sidon kentinde PKK ve ASALA terör örgütleri ortak basın toplantısı düzenlemişler ve toplantı sonucu bir deklarasyon yayınlamışlardır. Ancak bu olayın tepki çekmesi üzerine ilişkilerin illegal alanda gizli olarak sürdürülmesi kararlaştırılmıştır. Toplantı akabinde 9 Kasım 1980 tarihinde Strazburg Başkonsolosluğumuza, 19 Kasım 1980 tarihinde ise Roma Türk Hava Yolları büromuza yönelik olarak düzenlenen saldırılar, PKK ve ASALA terör örgütleri tarafından ortaklaşa üstlenilmiştir.
Bölücü terörist elebaşı Abdullah Öcalan, Ermeni Yazarlar Birliği tarafından "Büyük Ermenistan hayali fikrine olan katkılarından dolayı" onur üyeliğine seçilmiştir.
Ermeni Halk Hareketi'nin bünyesinde, bir çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi bir Kürdistan Komitesi oluşturulmuştur.


4 Haziran 1993 tarihinde; Ermeni Hınçak Partisi, ASALA ve PKK terör örgütü mensuplarının katılımıyla Batı Beyrut'ta bulunan PKK terör örgütü merkezinde bir toplantı yapılmıştır.
Ermeni-PKK ilişkisiyle ilgili bir başka çarpıcı örnek ise, 6- 9 Ocak 1993 tarihlerinde Beyrut'taki iki ayrı kilisede düzenlenen ve Lübnan Ermeni Ortodoks Başpiskoposu, Ermeni Parti yetkilileri ile 150 gencin katıldığı toplantılarda kullanılan şu ifadelerdir:

Şimdilik Türkiye'ye karşı sakin tutum gösterilmelidir.
Ermeni toplumu gittikçe büyümekte ve ekonomik yönden güçlenmektedir.
Geliştirilen propaganda faaliyetleri sayesinde, bütün dünyada (sözde) soykırım daha iyi bilinmeye başlanmıştır.
Ermenistan devleti kurulmuştur, her geçen gün toprakları genişlemektedir ve atalarının intikamını mutlaka alacaklardır.
Başta ABD olmak üzere, diğer batılı ülkeler de Karabağ'da sürdürülen savaşta Ermenileri haklı bulmaktadırlar. Bu fırsatı değerlendirmek gerekir; ve Karabağ'da savaşan Ermeni gençlerine yenileri katılacaktır.
Türkiye'de -PKK terör örgütü ile yapılan mücadele kastedilerek- iç savaş devam edecek, Türk ekonomisi sıfır noktasına gelecek ve vatandaşlar baş kaldıracaklardır.
Türkiye bölünecek ve bir Kürt devleti kurulacaktır.
Ermeniler Kürtlerle olan ilişkilerini iyi bir şekilde yürütmeli ve Kürtlerin mücadelelerini desteklemelidirler.
Bugün Türklerin elinde olan topraklar, yarın Ermenilerin olacaktır.
PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ERMENİSTAN'DAKİ YAYIN ORGANLARI

Ermenistan'da Reya Taze ve Bota Redaksiyon adlı gazetelerin PKK terör örgütü kontrolünde Kiril Alfabesiyle yazıldığı ve PKK terör örgütünün propagandasını yaptığı bilinmektedir. Bu gazeteler Türkiye ve Avrupa'dan gelen PKK terör örgütü mensuplarınca yayımlanmaktadır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

17/11/2006 - PKK - ASALA İLİŞKİLERİ


Uluslararası nitelikteki Ermeni terörizmi, 1973 yılında ortaya çıkarak 1974 Kıbrıs barış harekatını müteakip yurtdışında bulunan vatandaşlarımız ve temsilciliklerimize yönelik sabotaj, suikast ve saldırı türü terör hareketleri ile kendini göstermeye başlamıştır.

Başta Ermeni terör örgütü ASALA olmak üzere 1984 yılına kadar eylemler sürdürmüş ve l970'li yıllarda çeşitli legal siyasi oluşumlar içinde kendisini göstermeye başlayan Kürtçülük hareketini, terör örgütü PKK ile ivme kazanması üzerine, yerini Abdullah ÖCALAN liderliğinde Kürt-Türk ayırmadan öldürebilen, katliamlarla ismini duyurmaya çalışan PKK terör örgütüne bırakmıştır.

Fakat bu tarihten önce de PKK-ASALA terör örgütleri arasındaki işbirliğinin, ortaklaşa yapılan eylemler, yayınlanan deklarasyonlar, ASALA ve diğer Ermeni terör örgütü mensuplarının PKK terör örgütü kamplarındaki eğitimi, ASALA terör örgütünün üst düzey yetkililerinin eğitim yaptırdıkları, bunların dışında PKK terör örgütünün Ermeni Taşnaksutyun Partisi ile ilişki içerisinde olduğu bilinmektedir.

PKK-ASALA terör örgütü işbirliğinde ortak amaç olarak, Marksist-Leninist ideoloji doğrultusunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde devlet kurmaktır. İki örgütün de hedef aldığı bölgeler göz önünde bulundurulduğunda hedeflerin çakıştığını görüyoruz. Bu durumda iki örgütten birinin diğerine taşeronluk yaptığı fikri güçlenmektedir.

Ele geçirilen belgeler neticesinde Bekaa ve Zeli kamplarında Ermeni terör örgütü ASALA ile terör örgütü PKK militanları ile birlikte eğitim gördükleri ortaya çıkmıştır.

 

Hedef:Türkiye

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

2/9/2006 - Rumlar ve Pkk

  Terör örgütü PKK 1981 yılından beri Yunanistan’ı kamp, eğitim, geçiş ve koordinasyon faaliyetleri yönünden kullanmaktadır. Resmi ve gayrı resmi Yunan çevrelerinden önemli ölçüde destek ve teşvik görmektedir.

 

PKK-Yunan işbirliği giderek alenileşmiştir. İktidardaki PASOK milletvekillerinin PKK’yı her yönüyle destekledikleri bütün kaynaklara yansımıştır. Bu destek aynı zamanda teşvike dönüşmüş ve Türkiye’de metropollerde yapılacak bütün eylemler Yunanistan’da organize edilmiştir.

 

Yunanistan’daki kamplarda bomba eğitimi gören PKK militanları, turistik bölgeler ve metropollerde eylem yapmak üzere Türkiye’ye sokulmuşlardır.

 

Yurtiçinden Avrupa alanına, Avrupa alanından yurtiçine eleman ve malzeme aktarımının büyük çoğunluğu legal ve illegal yollar kullanılmak suretiyle Yunanistan üzerinden yapılmıştır.

 

Kıbrıs Rum Kesimi’nden de PKK’ya büyük destek gelmiştir. Bu sahada PKK'nın  irtibat ve eğitim birimleri bulunmaktadır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

2/9/2006 - Ermeni Terörü(ASALA)

 

Türkiye açısından Ermeni sorununun önemli bir boyutu da, Ermenilerin Türklere karşı silahlı terör metodolojisini kullanmaya başlamalarıdır. Türk devlet adamlarına yönelik bu saldırgan strateji, ilk defa 1905'de II. Abdülhamit'e yapılan bombalı saldırı ile başlamıştır. Anadolu dışında kurulan Hınçak, Tasnak, Ramgavar, Hınçak İhtilal Komitesi, Silahlılar Cemiyeti, Ermenistan’a Doğru Cemiyeti, Genç Ermenistan Cemiyeti, İttihat ve Halas Cemiyeti ve Karahaç Cemiyeti gibi halkı silahlı ayaklanmaya sevk eden örgütlenmeler meydana getirilmiştir. Bütün bunların sonucunda binlerce Türk ve Ermeni’nin hayatına mal olan isyan hareketleri ülkenin dört bir yanına yayılmıştır.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından 1965 yılına kadar sakin bir dönem geçirildikten sonra, Ermeni lobisinin desteğiyle terör hareketleri birdenbire tekrar ortaya çıkarılmış, Türk diplomatları öldürülmeye başlanmıştır. 1972 yılı sonuna kadar çeşitli ülkelerde 20'ye yakın anıt dikilmiş, basın ve yayın yolu ile karalama faaliyetleri programlı olarak uygulamaya konmuştur.

 

Bu yeni dönemde terörü özendiren, geliştiren, hazırlayan, daha geniş alanlara yayılmasını, ve hedeflerinin çeşitlenmesini sağlayan; terör tim ve grupları oluşturan, yeni örgütlenme çabalarına destek, temas ve ilişkiler ortamı hazırlayanlar, Taşnak ve Hınçak terör örgütleridir. Bunların yanında isminden en çok söz ettiren ve Ermeni terörü ile eş anlamda kullanılan “Ermenistan'ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu” örgüt adının kısaltılmış şekli olan ASALA'dır.

 

Geleneksel terör örgütleri içlerinden çıkardıkları terör tim ve gruplarıyla, ASALA ise terörün en acımasız ve insanlık dışı uygulamalarıyla yeni dönemin terör yaratıcıları olmuşlardır. ASALA da manevi ve psikolojik desteği, temas ve ilişkiler ortamını Hınçaklardan almıştır.

Ermeni terörü, yurt dışındaki Türk görevlilerine, temsilciliklerine ve kuruluşlarına yönelik silahlı saldırılar şeklinde kısa zamanda hızlı bir tırmanış göstererek yoğunluk kazanmıştır. Bu dönemde, Avrupa ve doğu ülkeleri ile Suriye ve Lübnan'da üsler edinen Ermeniler, Kıbrıs Rumları ve Yunanistan ile işbirliği içine girerek eylemlerini gerçekleştirmişlerdir.

Ermeni terör örgütleri, dış dünyanın tepkileri üzerine 1980’li yıllarda taktik değiştirerek, PKK terör örgütü ile işbirliğine girmişlerdir. 1984 yılında bölücü terör örgütü PKK sahneye itilmiş ve Asala-Ermeni terörü geri plana çekilmiştir. Ermeniler ile PKK arasındaki bağlantıyı ortaya koyan bazı somut örnekler şunlardır:

 

· Bölücü terör örgütü PKK, 21-28 Nisan 1980 tarihini “Kızıl Hafta” olarak ilan etmiş ve 24 Nisan tarihini sözde Ermenilerin katledilme günü olarak anarak, toplantılar yapmaya başlamıştır.

 

· 8 Nisan 1980 tarihinde Lübnan'ın Sidon kentinde PKK ve ASALA terör örgütleri ortak basın toplantısı düzenlemişler ve toplantı sonucu bir deklarasyon yayınlamışlardır. Ancak bu olayın tepki çekmesi üzerine ilişkilerin illegal alanda gizli olarak sürdürülmesi kararlaştırılmıştır. Bu uzlaşmadan sonra, 9 Kasım 1980 tarihinde Strazburg Türk Başkonsolosluğu’na, 19 Kasım 1980 tarihinde ise Roma Türk Hava Yolları bürosuna yönelik olarak düzenlenen saldırılar, PKK ve ASALA terör örgütleri tarafından ortaklaşa üstlenilmiştir.

 

· Bölücü terörist Abdullah Öcalan, Ermeni Yazarlar Birliği tarafından “Büyük Ermenistan hayali fikrine olan katkılarından dolayı” onur üyeliğine seçilmiştir.

 

· Ermeni Halk Hareketi’nin bünyesinde, bir çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi bir Kürdistan Komitesi oluşturulmuştur.

 

· 4 Haziran 1993 tarihinde; Ermeni Hınçak Partisi, ASALA ve PKK terör örgütü mensuplarının katılımıyla Batı Beyrut'ta bulunan PKK terör örgütü merkezinde bir toplantı yapılmıştır.

Ermeni-PKK ilişkisiyle ilgili bir başka çarpıcı örnek ise, 6- 9 Ocak 1993 tarihlerinde Beyrut'taki iki ayrı kilisede düzenlenen ve Lübnan Ermeni Ortodoks Başpiskoposu, Ermeni Parti yetkilileri ile 150 gencin katıldığı toplantılarda kullanılan şu ifadelerdir:

· Şimdilik Türkiye'ye karşı sakin tutum gösterilmelidir.

 

· Ermeni toplumu gittikçe büyümekte ve ekonomik yönden güçlenmektedir.

 

· Geliştirilen propaganda faaliyetleri sayesinde, bütün dünyada (sözde) soykırım daha iyi bilinmeye başlanmıştır.

 

· Ermenistan devleti kurulmuştur, her geçen gün toprakları genişlemektedir ve atalarının intikamını mutlaka alacaklardır.

 

· Başta ABD olmak üzere, diğer batılı ülkeler de Karabağ'da sürdürülen savaşta Ermenileri haklı bulmaktadırlar. Bu fırsatı değerlendirmek gerekir... Karabağ'da savaşan Ermeni gençlerine yenileri katılacaktır.

 

· Türkiye'de -PKK terör örgütü ile yapılan mücadele kastedilerek- iç savaş devam edecek, Türk ekonomisi sıfır noktasına gelecek ve vatandaşlar baş kaldıracaklardır.

 

· Türkiye bölünecek ve bir Kürt devleti kurulacaktır.

 

· Ermeniler Kürtlerle olan ilişkilerini iyi bir şekilde yürütmeli ve Kürtlerin mücadelelerini desteklemelidirler.

 

· Bugün Türklerin elinde olan topraklar, yarın Ermenilerin olacaktır.

 

Özetle; Ermeni terör örgütlerinin müşterek amacı; her fırsattan yararlanarak Türkiye'yi istikrarsızlığa sürüklemek ve sözde işgal altındaki Ermeni topraklarını kurtararak "Bağımsız Büyük Ermenistan"ı kurmaktır. Bugün devlet olma özelliğini de elde eden Ermenilerin, söz konusu isteklerinin değişik başlıklar altında devam ettiği görülmektedir.

 

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

20/8/2006 - Ermenistan'dan C4 Ve Füze geldi.

PKK'lı bombacı itiraf etti: Zap kampında 3 ton C-4 var

Polise teslim olan PKK'lının verdiği ifadeye göre, PKK'lılar 12'şerli gruplar halinde Türkiye'ye geçti. Zap kampında 21 füze, on binlerce silah ve 250 kadın bulunuyor.
(16 Ağustos 2005 Salı)

Bombalı eylemler için gönderildiği İstanbul'da polise teslim olan PKK'lı İbrahim Vural, "Ekonomik hedeflerle turistik tesislere yönelik eylemler için gönderildim. Amaç, Türkiye'nin ekonomisini çökertmek ve devleti, örgütle anlaşma zeminine hazır hale getirmek" dedi. Vural, terör örgütünün Zap kampında 3 ton C - 4 plastik patlayıcı bulunduğunu söyledi.

Haziran başında polise teslim olan ve örgütün Kuzey Irak'taki faaliyetleriyle ilgili çok önemli bilgiler veren Vural, PKK'nın 1 Haziran 2004'te sonuçlandırılan 6. konferansı sonrasında, Kuzey Irak'ta eğitim almış teröristlerin gruplar halinde Türkiye'ye gönderildiğini söyledi. Terör örgütünün "özel kuvvetler" dediği, bombalı eylemleri gerçekleştiren timlerde görev aldığını söyleyen Vural, ifadesinde 150'ye yakın teröristin ismini verdi. Vural'ın ifadesi özetle şöyle:

Örgütün yeniden eylemlere başlama kararı alması üzerine, özel kuvvetler içinde yeni düzenlemeler yapıldı. Türkiye'deki metropollerde faaliyet gösterecek güçler belirlendi. "Eyaletlerde" bulunan gruplar içinde bağımsız özel kuvvet timleri de olacaktı. Çiğdem Türk ve "Doğan" kod adlı kişi bize "savaş" kararını aktardı.

Ana karargâhta kurye birimleri hazırlandı. Kuryeler geçiş güzergâhlarını bilen kişilerden oluşmuştu. Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra 12'şerli gruplar halinde, 15 gün arayla Türkiye kırsalına geçildi.

Kani Cenge kampında, örgütün "halk savunma güçleri" dediği HPG'nin ana karargâhı bulunuyordu. Son dönemde karargahın Zap kampına gelmesinden dolayı burası boşaltıldı. Zap kampında 1000 - 1500 örgüt mensubu var. Toplam 150 kişiden oluşan 2 özel kuvvet taburu bulunuyor. Yine bu kampa bağlı olarak, 20 kişi, Zağros Özel Kuvvet Birliği adıyla Hakkâri - Yüksekova bölgesinde eylem yapıp Kuzey Irak'a dönüyor.

250 kadın var

Zağros birliği tarafından 2004 yazında, TNT dolu 12 küçük piknik tüpüyle eylem gerçekleştirmek üzere çalışma yapıldığını gördüm. Kampta basın - yayın birimi, hastane, 2 cephanelik bulunuyor. HPG'ye ait olan cephanelikte yaklaşık 3 ton C - 4 patlayıcı, 21 IGLA - 1 füze, on binlerce silah ve mermi var. Hâkim 3 tepeye uçaksavarlar yerleştirilmiş.

Füzeler, Ermenistan'dan İran, daha sonra Kandil bölgesine ve oradan da Zap kampına geldi. Kampta, "platform" adlı, 1500 örgüt mensubunu alacak şekilde mağara var.

Helikopterler füzelerin menzilinde

Zap kampında, kadın yapılanması olan PJAK içinde faaliyet gösteren 2 tabur, yaklaşık 200 - 250 kadın örgüt mensubu bulunuyor.

Helikopterlere tehdit

Omuzdan atılan portatif uçaksavar füzesi olan IGLA - 1, birkaç kilometre çapındaki alanda, özellikle helikopterler için çok tehlikeli. Çok yüksek uçuş hızına ulaşamayan helikopterler, füzelerin menzilinde uçuyor.

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Türkiye'yi Tehdit Eden Unsurlar

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım